Gerceklerle yüzlesmek mi yoksa kaygılanıp korkmak mı?
Daha önce hayatım da hic yasamadıgım bir seyi dün yasadım. Gerceklerle yüzleşmek zorunda kaldım ama iyi ki de yüzlesmisim cünkü ben yıllardır kaygılarımı veya korkularımı asamayıp gerceklerden kacıyordum. Kendime dürüst olamıyordum ve karşımdakine de... Dünden sonra çok düsündüm ve hala düsünüyorum. Gercekler her zaman acıtıcı olmustur ve o acı altında yenilmeyip galip cıkarsan daha da güclü oluyorsun ama benim yaptıgım gibi tasın altına elini sokmaktan cekinmek aslında savasa girmeden beyaz bayrak cekmeye calısmak kaygısını ve korkusunu hala yenemeyenleri gösterir.
Asıl konum beni bunları yazdıran kisi yani gerceklerle yüzlememi saglayan o özel kisiye... Ben hep onun hakkında önyargılı davrandım.Ona gercegi söylemek icin cok heyacanlansam da bir o kadar da korkuyordum cünkü kafamda gecen tek söz "Limana yanasmayan gemiye bos yere halat sallamısız bunca zaman" diyordum...
Olumsuzluklara da henüz hazır hissetmiyorum kendimi bu yüzden %1 bile olumsuz olacak olsa söyleyemem. Kaybetmeyi göze almak benim icin o kadar kolay degil benim kalbimdeki önemini kimse bilemez benden baska... Kaybedecigimi düsündügüm de kalbim duracak gibi oluyorsa ve Dünya'daki hic bir sey umrumda degilse bu sefer dogru yoldayım diyorum. Benim icin hayatta ki en dogru secim biliyorum ama kendi kendime soruyorum ben dogru secim miyim...





